Doping Nedir Doping Nasıl Yapılır

Özellikle spor organizasyonlarından kulağımızda aşinalık bırakan doping kelimesi bir nevi hiledir, Peki bu hile nasıl yapılır, Dopingin faydaları ve zararları nelerdir. İnsanlar neden doping yapar ya da doping nasıl yapılır yan etkileri nelerdir bu yazımızda bulabiliceksiniz.

Doping Nedir?
Genel olarak doping, sporcuların yarış veya müsabaka esnasında kendilerine avantaj sağlamaları amacıyla kullandıkları ilaç veya tekniklerin genel adıdır. Kullanılan metotlar sporcuların dokularında bulunan oksijen miktarının arttırılmasına yöneliktir. Bunun için temel olarak iki metot vardır. Birincisi yapay oksijen taşınımı ve ikincisi de kan dopingidir. Dünya Anti Doping Ajansı’na (WADA) göre, yapay oksijen taşıyıcılar “kanda ekstra oksijen taşınımı kabiliyetini arttırmak amacıyla kullanılan kimyasallar” olarak tanımlanır. Bunlar modifiye edilmiş hemoglobin çözeltileri ve perflorokimyasallar olarak bulunabilir. Kan dopingi de “vücuttaki kırmızı kan hücresi sayısının arttırılması için kan veya kanla ilgili ürünlerin alınması” olarak belirtilmiştir. Bu işlem ya kan nakli ile yada vücutta kırmızı kan hücrelerinin üretilmesini yapay olarak uyaran eritroprotein gibi sentetik hormonların verilmesi ile gerçekleştirilebilir.

Doping yapmak için iki yol vardır. Birincisi yapay oksijen taşıyıcılar, ikincisi ise kan dopingidir.

Yapay Oksijen Taşıyıcılar
Yapay oksijen taşıyıcılar, oksijenin vücut içerisinde taşınımını arttırmak için dizayn edilen maddelerdir. Daha önce belirmiş olduğumuz gibi vücutta bu işlemi doğal olarak yapmaktan sorumlu olan birimler hemoglobinlerdir. Bu bilginin ışığında bilim adamları hemoglobinleri eritrositten izole ederek vücuda doğrudan vermenin oksijen taşınımını arttıracağını düşünmüşlerdir. Ancak izole hemoglobinlerin vücuda verilesi, kimyasal bir bozulma oluşturarak vücutta toksinlerin oluşmasına neden olmuştur. Bu konu üzerinde çalışmalar devam etmekte olup, doping olarak kullanımı gelecek için umut verici niteliktedir!

Yapay oksijen taşıyıcılar kategorisinin ikinci bölümünü perflorukimyasallar (PFC) oluşturmaktadır. Bu sentetik sıvılarda oksijen çözünmüş halde bulunmaktadır. Çözünmüş halde bulunan bu oksijen molekülleri kan dolaşımı esnasında dokulara geçmektedir ve vücutta doğal olarak bulunan hemoglobinin taklidi gibi düşünülebilir. Bununla birlikte bir hemoglobin molekülü sadece dört oksijen molekülü taşıma kapasitesine sahipken, PFC’lerin oksijen taşıma kapasitesi, yükleme ve boşaltma işlemini difüzyon ile gerçekleştirdiği için gazın çözünürlüğüne bağlı olup hemoglobinden çok daha fazladır. PFC’lerin kullanımı 1980’li yıllardan sonra başlayıp kısa sürede yaygınlaşmış ve hemen yasaklanmıştır.

Kan Dopingi
Kan dopinginin uygulanmasının iki temel metodu bulunmaktadır: eritrosit nakli ve vücudun eritrosit üretmesi için uyarılması. Nakil işlemi bir kişinin toplardamarına kanın transfer edilmesidir. Yapılan araştırmalara göre kan nakli vücuttaki hemoglobin konsantrasyonunu normal düzeyin üzerine taşımaktadır. Hemoglobin miktarındaki artış, maksimum oksijen taşınımı ile doğrudan alakalıdır çünkü eklenen her hemoglobin molekülü ekstra oksijen molekülünün vücut içerisinde taşınımını sağlamaktadır. Vücudun dokularına taşınan her oksijen molekülü de sporcunun performansını daha iyi ve daha uzun sürelerde sergilemesine yardımcı olmaktadır. Bu tarz doping uygulamasını gerçekleştirebilmek için sporcular kendisinin veya başkasının birkaç ünite kanını müsabakalardan önce biriktirerek vücutlarına transfer ettirirler. Bunun en bilinen uygulamalarından biri 1968 Meksika olimpiyatlarında açık hava bisiklet rekorunu kıran ve müsabakalara 2 kardiyolog ve kanına uygun olan sekiz genç kişi ile birlikte gelen atlet tarafından gerçekleştirilmiştir.

İkinci kan dopingi uygulaması, normalde eritropoiz olarak isimlendirilen biyolojik bir reaksiyon olan eritrosit üretiminin uyarılmasıdır. Vücutta oksijen yetmezliği oluştuğunda, böbreklerde bulunan sensörler harekete geçerler ve eritropoietin (EPO) hormonu üretimini arttırırlar. Üretilen bu EPO kemik iliğinde daha fazla eritrosit üretilmesine neden olur. Buna bağlı olarak da artan eritrosit miktarı ile orantılı şekilde vücuda oksijeni taşıyan hemoglobin seviyesi artar.

Eritropoiz iki şekilde uygulanabilir. Bunlardan ilki vücuda sentetik EPO verilmesi ve ikincisi vücudun oksijen yetersizliği olduğu yönünde uyarılmasıdır. Sentetik EPO prematüre bebeklerde, kanser, AIDS ve kronik böbrek rahatsızlığı yaşayan kişilerde kansızlık giderici ilaç olarak geliştirilmiştir. Sentetik EPO vücutta doğal formu ile aynı etkiyi göstermekte ve devamlı etki göstermesi için vücuda haftada birkaç kez verilmesi gerekmektedir.

Oksijen yetersizliği, havanın “daha ince” veya oksijen derişiminin az olduğu yüksek rakımlarda oluşmaktadır. Böyle yüksek yerlerde her nefes alış verişte vücuda giren oksijen miktarı düşük olduğundan sporcunun kaslarına giden oksijen de bir o kadar azalmaktadır. Bu durum hipoksi olarak da bilinen oksijen yetersizliğine neden olup eritropoiz üretimi ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle günümüzde birçok atlet ve koçları yüksek rakımlı bölgelerde yaşayıp antreman yapmaktadır. Hatta bu amaçla özel olarak kurulan antreman sahaları bulunmaktadır.

Bu yazı doping nedir, doping nasıl yapılır, dopingin zararları, dopingin yan etkileri nelerdir, doping nasıl alınır, doping nasıl yapılır kullanılır, dopinge karşı mücadele konusunda yazılmıştır.

Gelen aramalar:

doping nasıl yapılır, dopingin faydaları nelerdir, doping faydalari, doping nasıl alınır, dopingin yararları, doping nedir zararları nelerdir, doping nedir insan sağlığına yapmış olduğu etkiler, EPO zararları

İlk yorumu siz yapın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*